Kadınlarda Kanser

Kanser artık yaşamımızın bir evresinde karşılaşma ihtimali yüksek bir hastalık haline geldi. Buna sebep yaşam beklentimizin uzaması ve erken teşhiste ilerlemeler olduğu kadar, gerçekten de kanser sıklığının artmasıdır. Çevre kirliliği, kötü beslenme gibi bazı koşullar kanser olasılığını belirgin şekilde arttırmaktadır.

Kadınlarda kanser en sık meme, akciğer ve kalın barsak kanserinden sonra 4. sırada (%20) jinekolojik kaynaklı kanserler. Burada en sık rahim olmak üzere, yumurtalıklar, tüpler, vajen ve vulvada oluşan kanserlerden bahsediyoruz. Sadece rahim içi kanser nedeni ile örneğin Amerika Birleşik Devletlerinde her yıl 10000 kadar hasta kaybedilmektedir.

Meme dokusu da yaşam boyu kadın hastalıkları ve doğum ve doğum sonrası dönemde jinekolojinin bir parçası olarak değerlendirildiğinde, kadınlarda kanserlerin hemen yarısı kadın hastalıkları uzmanının konusudur diyebiliriz.

Kanserin Belirtileri

Rahim kanserinin hemen tek belirtisi menapozda kanama veya menapoza yaklaşan yıllarda kanama düzensizlikleridir. Hastalar sıkça hafif kahverengi akıntı gibi arazları kanama olarak değerlendirmez ve doktora gitmekte geç kalırlar. Her türlü zamansız veya menapozda meydana gelen kanlı akıntıda doktora başvurmak gereklidir. Bunun dışında bası veya komşu organlara dağılan kanserlerde o organların hastalıklarına dair bulgular da olabilir (mesela kanli idrar).

Rahim ağzı kanserleri ise neredeyse belirti vermeden sinsi büyüyen kanserlerdir. İlerleyen evrelerde kanama düzensizlikleri, cinsel ilişkide kanama, yanma, vajen karin veya bel ağrısı gibi sorunlar yaşanabilir.

Yumurtalık ve tüplerden kaynaklanan kanserler benzer şekilde hastalığın evresi ilerleyene kadar belirti hemen hemen yoktur. Leğen kemiği ile sınırlı pelvis dediğimiz alanda korunaklı alanda büyüyen yumurtalık veya tüplerden kaynaklanan tümörler ancak büyüyüp çevre organlara bası yaptığında şişkinlik veya ağrı yapabilirler. Daha sonra hazımsızlık, leğen kemiği bölgesinde ağrı, kansızlık ve kilo kaybı, iştah azalması, yorgunluk gibi belirtiler eklenebilir.

Vajen ve vulva yani iç ve dış dudakların kanserleri kaşıntı, yanma, kanama, ele gelen kitle ile fark edilebilirler. İşemede zorluk, vajinada şiş görüntü, vulvada şişlik veya siğil, kanama gibi şikayetler geciktirilmeden jinekolojik muayene ile değerlendirilmelidir.

Risk Faktörleri

Rahim ağzı kanserleri riskli virüs (HPV) enfeksiyonlarında, yüksek riskli cinsel yaşantısı olan çok eşli veya erken yaşta cinsel deneyim yaşayan kişilerde, HIV enfeksiyonu gibi bağışıklık sisteminin güçsüz bırakan durumlarda, sigara içen kadınlarda daha sik görülmektedir. Rahim içi kanseri (Endometrium kanseri) risk faktörleri arasında erken başlayan ve geç yaşa kadar devam eden adet görmek, kısırlık, doğum yapmamış olmak, aşırı kilo, karşıt hormon olmaksızın östrojen tedavisi, meme kanserinde kullanılan Tamoksifen tedavisi, Şeker hastalığı, aile öyküsü, meme, over veya belli tip kolon kanseri geçirmiş olmak sayılabilir. Bu hastalıklarda genetik %10 ila %15 aralığında direk rol oynamaktadır.

Korunma (Profilaksi)

Rahim ağzı kanserinden korunmak için HPV enfeksiyonu başta olmak üzere cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunulmalı. Ayrıca ilk cinsel ilişkiden önce HPV aşısı ile rahim ağzı kanserini yüzde 75 oranında önlenebilmekte. Düzenli HPV tiplemesi ve PAP smear testi ile prekanseröz değişiklikler tanınarak bu kanserden korunma mümkündür. Rahim ağzı ve rahim kanserlerinden korunma için sigara ve aşırı kilodan kaçınma da etkin korunmada altın kuraldır.

Erken tanı hayat kurtarıcıdır!
Geç evrelerde kansere rağmen 5 sene ve daha fazla yaşama şansı en iyi tedavilerden sonra dahi %10 u geçmez iken, erken yakalanan jinekolojik kanserlerde tam iyileşme dahi mümkündür.

Tüm bu kanserlerin erken tanısı düzenli doktor kontrolleri ile mümkündür.
Rahim ağzı ve vajeni tetkik eden tarama (smear) veya bu kanserlerin kökeninde yatan human papilloma virüs enfeksiyonlarının HPV tiplemesi ile düzenli tetkiki kanser gelişmeden tespitine ve tedavisine dahi olanak verir.
Rahim kanserleri her şeyden önce menopozda kanama veya daha genç yaşta kanama düzensizliklerinin hasta tarafından bildirilmesi ve ultrasonografik tetkikleri ile erkenden tespit ve etkin şekilde tedavi edilebilir.
Yumurtalık ve tüplerde gelişen kanserler de sonografi ve düzenli klinik muayenelerde olabildiğince erken dönemde tespit edilir.
Vajen ve vulvadaki kanserlerde de düzenli uzman kontrolü ve şüpheli alanlardan erken dönemde örnek alınarak tanı ve tedavi çok önemlidir.

Bu genel tetkikler gerektiğinde rahim ağzından veya içinden parça alınması magnet rezonans, tomografi veya PET CT gibi ileri yöntemlerle genişletilir.

Tedavi

Jinekolojik kanserlerde tedavi öncelikle cerrahi yolla yapılır.
Rahim kanserlerinde rahim, yumurtalıklar, tüpler ve kanserin evresine göre leğen kemiği sevisinde (pelvik) ve ana atardamar seviyesinde (paraaortik) lenf nodülleri alınır. Ayrıca barsak bölgesinde appendiks ve barsak üstünde gözeli doku (omentum) alınabilir. Rahim ağzı kanserlerinde erken evrede sadece rahim alınabilir, daha ileri evrelerde yukarıdaki gibi operasyon gerekir fakat genç hastalarda yumurtalıklar bırakılabilir. Vajen vevulva kanserlerinde de hasta bölgenin çıkartılması ve çevre lenf nodüllerinin çıkartılması gereklidir.
Lenf nodülleri metastazların çıkartılması, hastalığın yayılmasının engellenmesi ve hastalığın evresinin doğru tespit edilmesi için çıkartılır.
Doğurganlığın korunması istenen rahim ağzı kanserleri hastalarında sadece kanserli alanın alınması da (trahelektomi) mümkündür.
Evresi ileri hastalıklarda operasyondan sonra yeniden kanser oluşumunu engellemek üzere veya bazen hiç operasyona başvurmaksızın isin tedavisi (radyoterapi) uygulanabilir. Bu tedavi günümüzde vajenden veya karından hastaya özel haritalama yöntemleri ile eskisinden çok daha etkin ve yan etkisi minimal düzeyde uygulanmaktadır.
Kanser yayılımı (lenf nodüllerinde de bulunması) veya yayılma riskine göre ilaç tedavisi (kemoterapi) veya hormon tedavileri de jinekolojide etkin olarak kullanılmaktadır.

Modern Tedavi

Günümüzde tüm diğer alanlarda olduğu gibi jinekolojide de vücuda en az zararla tedavi (minimal invaziv) prensibi geçerlidir. Bu da cerrahide kapalı yöntemin uygulanması ile mümkün olmaktadır. Yukarıda sözü edilen ameliyatlar artık karin kesişi yapılmaksızın kapalı yöntemle yapılabilmekte, hasta nerede ise ağrısız kısa zamanda ayağa kalkabilmekte, hasta estetiği bozulmamakta, operasyon sonrası radyo veya kemoterapilerine hemen başlanabilmekte ve hatta bu hastalar normal sosyal hayatlarına hızla dönebilmektedirler.

Doğurganlığın Korunması

Erken tanı ve etkin tedavi yasamı etkin derecede uzatmaktadır. Jinekolojik veya jinekolojik olmayan kanserlerde kullanılan Kemoterapi veya batini hedefleyen radyoterapilerle yumurtalık dokusu çoğu kez kalıcı olarak hasara uğradığından, iyileşme sonrasında doğurganlığın korunması için hastaların bu tedavilere girmeden yumurta hücrelerinin veya yumurtalık dokusunun alınıp dondurularak saklanması ve daha sonra tüp bebek veya yumurtalık doku transplantasyonu yolu ile gebelikler elde edilebilmektedir.

Özetle jinekolojik kanserlerde erken tanı hayat kurtarıcıdır. Hatta rahim ağzı kanseri düzenli Pap smear yapılması, HPV tiplemesi ve HPV asisi gibi yöntemlerle engellenebilir hastalıklar arasına girmiştir. Periyodik kontrollerinize gitmeyi unutmayın ve herhangi bir rahatsızlıkta, rahatsızlığın boyutu ne olursa olsun doktorunuza görünün. Kapalı cerrahide ilerlemeler, batin içi jinekolojik kanserlerinin cerrahi tedavisini minimal agri ile ve vücut bütünlüğüne zarar vermeden mümkün kılmakta, hastalarımızın hızla normal hayata dönüşünün yolu açılmaktadır.

Sorun Cevaplayalım